Trenimiz akşama doğru rüya şehir Barcelona'ya vardı. Sants garında iner inmez tüm turistlerle birlikte "Barcelona Barcelona oley oley oley" tezahüratına giriştik :) İlk şoku atlattıktan sonra Turist İnfo'dan gerekli bilgileri alıp, aktarmalı olarak metro ile Casanova sokağına vardık. Kalacağımız hostel tamamen genç gezginler için düşünülmüş, herşey planlı ve düzenli, kitap okuma odasından, DVD odasına, kütüphanesinden, mutfağına.. Hem Catalunya meydanına da yürüme mesafesinde, çok memnun kaldık hostelden. Cuma gününe kadar rezervasyon yaptırmıştık(2 gece kalacağız bu hostelde, son gece başka bir hostelde yer bulabildik)
İlk akşam(19 ağustos çarşamba) hostelden çıkıp biraz etrafta dolaştık, Catalunya meydanına yürüdük ve zamanımızı La Rambla'da geçirdik. Burası bir nevi Barcelona'nın İstiklal caddesi. Kafeleri, restaurant ve barları dışında yine sokak sanatçıları tarafından sarılmış bir cadde. Bir tarafta saatlerce hareketsiz duran mankenden, diğer tarafta klozete sıçan adamına, cambazlardan şarkıcılara herkes mevcut. Başımıza ilginç bir olay da geldi. İlk geldiğimizde yanımıza adamlar yaklaşıp "bahşiş bahşiş" diyorlardı. Anlamadık tabi başta, ne bahşişi elin İspanya'sında :) Birkaç kişi daha aynı şeyi yapınca farkettik ki benim bahşiş diye anladığım şey "haschisch" veya başka bir deyişle "haşhaş". La Rambla'da çok fazla insan uyuşturucu satışı gerçekleştiriyor, yanınıza gelip coco mari diyenler çok oluyor!
İkinci gün(20 ağustos perşembe) kahvaltı sonrası ilk iş Nou Camp'a gitmek! Bu arada Veysel ve Sedat ile haberleşip akşama Catalunya meydanında buluşmak için randevulaşıyoruz, onlarla İtalya'yı gezmiş ve sonrasında ayrılmıştık.
Nou Camp'a gittiğimizde Pazar günü Barcelona-Atletico Bilbao Süper Kupa Finali'nin olduğunu öğrendik, dahası biletler satışta yazısını da gördük. Derhal gişeye hücum edip bilet olup olmadığını sorduk. Bilet var, ama 39,49 euro civarı, bizim bütçeyi çok zorlayacak. Görevliyle birazcık Rijkaard, Hagi, Gs muhabbeti sonrasında bize 19 Euro'ya 2 bilet verebileceğini söyledi, ama en üst kat olur dedi. Ne farkeder, kaptık biletleri hemen! Ardından bu mutlulukla stad ve müze turuna girdik, Fc Botiga'dan alışverişlerimizi yaptık.
FC Barcelona dolu bir günün sonunda, akşam Sedatlar'la buluşup La Rambla'da takıldık biraz. Hatta bir ara Fener'e Opera yaparken yanımıza gelen bir bayan merhaba gençler dedi, biz de merhaba dedik. Ancak sonradan dank etti elin Barcelona'sında bir Türk ile karşılaştığımız :) Sonrasında toparladık durumu. Ertesi gün için ise denize girme planımız var, Nice'den sonra bakalım buranın sahili ve denizi nasıl gelecek.
Üçüncü gün, erkenden kalkıp Sedatlar'la buluşacağımız Catalunya meydanına vardık. Onlarda telefon olmadığı için mail ile haberleşmiş, Catalunya'daki metro girişinde buluşmakta sözleşmiştik. Ama bir sorun çıktı! 20'e yakın metro girişi var meydanın ve hepsi farklı farklı yerlerde. Tek tek dolaşıp, girişlere baktıktan sonra zor da olsa buluşabildik onlarla ve doğruca plaja gittik. Sahili aynı Cannes gibi kumsal ve denizi çok güzel. Metrelerce gitmene rağmen derinlik az değişiyor, dalga yok. Etrafta Public WC'ler, ufak alışveriş merkezleri var. En güzeli de kumsalda yapılmış kumdan heykeller. Kimi kumdan timsah, kimi bacasından duman çıkan ev, gerçekten büyüleyiciler.
O gün plajdan sonra dev bir akvaryum olan L'aquarium'a, Katedral'e,Barri Gotic bölgesine ardından da Sagra De Familia'ya gidip günü noktaladık. Eşyalarımızı Backpackers'dan alıp kalacağımzı diğer hostel olan Agora BCN'ye doğru yol almaya başladık.
Agora BCN şehir dışında, çok ters bir noktada. Metrodan inince herhangi bir tabela, reklam göremiyorsunuz, soru soracak insan olmuyor etrafta. Çok zamanımızı aldı bizim de hosteli bulmak. Hostel demeyelim aslında yanlış olur, bir çeşit öğrenci oteli Agora BCN. Metro ile gelirseniz hemen yandaki stadyumun arka tarafına yürüyün, görürsünüz Agora'yı. Burası, şu ana kadar kaldığımız en iyi yer. Şehre biraz uzak ama açık büfe kahvaltısı, 2 kişilik ferah odaları, spor salonları ile tavsiye ediyorum. Biraz dinlendikten sonra Catalunya meydanına dönüp, Sedatlar'la buluştuk. Güzel bir yerde oturup, buraya özel tapaslarımızı yiyip sangrialarımızı içtik. Tapas, bizdeki mezeler gibi, çeşit çeşit ezme ve ekmekten oluşuyor. Sangria ise bir çeşit şarap, tadı biraz daha meyvemsi. Güzel bir ikili oluyorlar ama :)
Cumartesi günü kahvaltı sonrasında, Sants garına gidip Madrid trenlerine baktık, ama sadece uzaktan bakabildik tüm trenler dolu! Bugün Madrid'e gidip, gece orada kalıp pazar günü maça dönecektik ancak planlar bozuldu. Madrid'e pazartesi gitmeye karar verdik, bugün de Barcelona'da kalacağız.
Tren yok! Hostel de Yok! Bugün için hostelde bulamadık, geceyi dışarda/plajda geçireceğiz. Pazar gecesi için hostel kaydımızı yapabildik ama. Sonra da biraz garda takılıp tüm eşyalarımızı luggage bölümüne bıraktık ve tekrar şehre döndük.
Günümüzü Montjuic tepesinde geçirdik. Barcelona'yı tepeden gören bu park, içinde bir de stadyum ve kale barındırıyor. Tüm tepeyi, kaleyi gezmek bir günümüzü aldı. Akşama doğru ise sahile indik, geceyi burada geçireceğiz!
Rüya şehir Barcelona
Etiketler: interrail-gunluk-ispanya1
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder